Bizi takip edin

Köşe yazarları

Radikal demokrasi zamanı ve HDP Kongresi

->

-> 979

11 Şubat’ta gerçekleşecek olan HDP’nin 3. Olağan Kongresi, bölge ve Türkiye halkları açısından yeni bir tarihsel eşiğe denk geldi. Bu tarihsel eşik, kongreyi stratejik bir öneme taşımakta. Afrin savaşı nedeniyle bu önem, şimdi çok daha belirgin bir hal almış durumdadır. Bu kongre çağrısında demokrasi mücadelesi verenlerin ve savaş karşıtlarının buluşması, bugün inşası için iktidarın yoğun çaba harcadığı faşizmin kurumsallaşmasına karşı en önemli hamlelerden birini oluşturacaktır. Kuşkusuz bu anlamıyla kongre sadece HDP’nin değil, tüm halkların, emekçilerin, kadınların, doğa savunucularının, kısaca toplumsal emeğin kongresi olma vasfını taşıyor. Kongre çağrısı da bu yönüyle faşizme ve savaşa karşı olan herkese yönelik bir çağrı.

Liberal demokrasinin tıkandığı, temsiliyet krizinin siyasal ve toplumsal krizlere temel oluşturduğu bir süreci yaşıyoruz. Neoliberalizmin uzun tahribatının sonunda, sermayenin bile liberal demokrasiden umudunu yitirdiği bir dönemdeyiz. AKP bugün kendi kendine darbe yapan bir mekanizmanın adı olmuş durumda. Meclisi işlevsiz kılan, demokratik siyaset mekanizmalarını ortadan kaldıran, belediyeleri kayyumlaştırarak yerel demokrasi ağlarını tüketen bir iktidar ile karşı karşıyayız. Kuvvetler ayrılığından kuvvetler birliğine giden yol, tekçiliği kurumsallaştırmakta. AKP’nin despotik bir rejimin inşasına bu kadar heveskâr olması, aslında liberal demokrasinin denemeye değer tüm hallerinin tıkanmışlığıyla da ilintili. Giderek büyük bir açmaza sürüklenen rejimin sistem sorununu biricik sorun haline getirmesi ve milli mutabakat anlayışı üzerinden biçimlendirmeye çalıştığı tekçi anlayış ile tüm demokratik temsil mekanizmalarını ortadan kaldırma gayreti, meşruiyetini savaş ve toplumsal karşıtlıklarda aramakta.

Demokrasi mücadelesinin nasıl bir yol izleyeceği, bu süreçte aslında nasıl bir demokrasi sorusunun yanıtıyla örtüşüyor. Bugünün telafisini geçmişin tekrarında aramanın artık beyhude bir çaba olduğu görülüyor. Tahrip edilmiş demokratik mekanizmaların yetersizliği gerçekliğini de hafızamızda yitirmeden, yeni bir demokrasi mücadelesinin radikal demokrasi perspektifiyle örgütlenmesi bir zorunlu hale işaret etmektedir. Radikal demokrasi, başta temsiliyet krizinin çözümüne dair sahici bir adımdır. Yerel demokrasi ağlarının yaygınlaştırılması, katılımcı bir demokratik mekanizma, müzakereci bir karşılaşma ve nihayetinde bütçe hakkı çerçevesinde yapılandırılacak bir demokratik yaşam, ancak toplumun tüm kesimlerini, çokluğu sermaye ve iktidar karşısında sınıfsal politik bir hatta buluşturabilir.

HDP Kongresi, bu perspektif ile yeni dönem yol haritasını politik ve örgütsel bir hedef olarak önüne koymaktadır. Radikal demokrasi, hem örgütsel yaşamın yeniden inşası, hem de politik güzergâhın biçimlenmesi açısından devrimci bir hamledir. Örgütsel dönüşüm geçmişin yapısal sorunlarını aşmak kadar yeni sürecin taban eksenli yapılanmasını da sağlayacaktır. Bugüne kadar süregelen iç hukukun dönüşüm zamanı gelmiştir. Kendisini tıkayan, içe kapatan değil, önünü açan, genişleten ve niteliksel sıçramaya olanak tanıyan, yeni yaşam savunusunu güçlendirecek mekanizmaları var edebilen bir örgütsellik, radikal demokrasi söyleminin örgütsel yaşamda hayat bulmasıyla mümkün olabilecektir.

Halklarımızın ve toplumsal emeğin geleceğe dair umut yüklü beklentilerini karşılayabilmenin yolu, politik, iktisadi ve toplumsal yaşamda dönüşümü gerçekleştirecek bir programdan geçiyor. Mevcudun, köhnemiş sistemin, ceberut devlet anlayışının yerine demokratik bir yaşamı, demokratik bir cumhuriyeti vaat etmek ve bunun gereği için mücadele etmek için yeniden ve kararlılıkla yola çıkmak gerek. Bu yolculuk emekten, doğadan yana, eşitlikçi ve özgürlükçü bir aklın ve eylemliliğin yolculuğu, umudun yolculuğu…