Bizi takip edin

Haber

İlham Ehmed: Türkiye’nin Efrin’deki tek kazanımı sivil yurttaşların mal ve mülklerinin talanıdır

->

-> 865

Türkiye’nin Efrin’de şimdiye kadar herhangi bir kazanım elde etmediğini söyleyen MSD Eş başkanı İlham Ehmed, ‘Türk devletinin Efrîn’deki tek kazanımı sivil yurttaşların mal ve mülklerinin talanıdır. Suriye saldırılar karşısında çok zayıf ancak YPG ve YPJ güçlerinin direnişi büyük kazanımlar getirdi’ dedi

Demokratik Suriye Meclisi Eşbaşkanı İlham Ehmed, TSK ve ÖSO’nun Efrîn’e yönelik işgal saldırıları ve bu saldırılar karşısındaki direnişi ANHA’ya değerlendirdi.

‘Yurttaşlar kimyasal silahlarla bombalandı’

Efrîn halkı ve YPG, YPJ ve QSD savaşçılarının Türkiye’nin saldırılarına karşı sergilediği direniş büyük kazanımlar getirmiştir diyen Ehmed, “Türk devletinin deyim yerindeyse burnunu sürtmüştür. Efrîn’e yönelik savaş uçakları ve tüm ileri teknolojik silahlarla sivil ve savaşçı ayrımı yapılmadan gerçekleştirilen yoğun bombardımanlara rağmen Efrîn halkı ve savunma güçlerinin tarihi bir direniş sergiliyorlar. Savaş cepheleri halen sıcak ve her gün saldırganlara ağır darbeler vuruluyor. Tüm bunlar Türk devletinin herhangi bir kazanım elde etmediğini gösteriyor. Türk devletinin Efrîn’deki tek kazanımı sivil yurttaşların mal ve mülklerinin talanıdır. Köylerde yaşayan yurttaşlar Türk devletinin bombardımanları nedeniyle köylerinden Efrîn kent merkezine göç etmek zorunda kalıyor. Bir milyona yakın sivil yurttaşın içme suyunu kestiler ve çocuk, yaşlı ve kadın demeden katliamlar gerçekleştiriyorlar. Sivil yurttaşlar kimyasal silahlarla bombalandı. Yurttaşların köy ve evlerini talan edip, ağaç ve hayvanlarını katlettiler. Türk devleti 53 gündür bunlar dışında hiçbir iş yapmamıştır” dedi.

‘Herkes sorumluluğunu yerine getirmeli’

“Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan açıklamalarında QSD güçlerinin DAIŞ çetelerinden özgürleştirdiği kentlere de saldıracağını belirtiyor” diyen Ehmed, şöyle devam etti: “Türk devleti bu saldırıları ile Kuzey Suriye’de hayata geçen federal sistemi boğmak ve Kuzey Suriye’yi parçalamak istiyor. Efrîn saldırıları bölgenin Rusya ve Türkiye arasında paylaştırılması gerçeğini ortaya çıkarmıştır. Onların tehditleri karşısında herkes sorumluluğunu yerine getirmelidir. Bu tehditler sadece QSD’ye değil DAIŞ karşıtı Reqa ve Dêrazorê’de mücadele eden Uluslararası Koalisyona da yöneliktir. DAIŞ’in Suriye’ye geri dönmesi ilkinden daha güçlü olacaktır ve açık bir şekilde Türkiye’nin desteği ile olacaktır. Erdoğan’ın düşüncesine göre NATO Efrîn’e yönelik saldırılarda kendilerine hiç destek sunmadı. Türkiye NATO üyesidir ve eğer NATO izin vermeseydi ve uluslararası toplumu bu saldırılar karşısında susturmasaydı, Türk devleti Efrîn’e yönelik saldırılarda da bulunamayacaktı. Erdoğan NATO’ya sığınarak NATO’nun pratik bir şekilde kara gücü ile askerlerini savaşa sokmasını istedi. Erdoğan bu şekilde NATO’yu insanlık dışı suçlarına ortak etmek istedi.”

‘Suriye tutumu çok zayıf’

Rusya’nın Türkiye ile ittifak kurduğunu söyleyen Ehmed, “Her iki taraf Efrîn ve Doğu Guta için anlaştı. Buraları anlaşmaları gereği karşılıklı değiştirdiler. Guta tamamıyla çembere alınmış durumda ve aynı şey Efrîn için de geçerlidir. Efrîn’in Guta’dan farklı yanı sakinlerinin göç etmemesi ve sonuna kadar direnişi seçmesidir. Rusya Efrîn hava sahasını Türkiye’ye açtı ve ardından bölgenin işgali için Türkiye ile ittifak yaptı. Suriye hükümeti yaptığı açıklamalar ile saldırıları kınamak ile yetindi. Pratik anlamda Efrîn’in savunması için hiçbir şey yapmadı. Suriye’nin gönderdiği askeri güç de halk güçleridir ve bu pratiklerine sonsuz saygı gösteriyoruz. Onlar Suriye’nin savunması için canlarını feda etti. Ancak Suriye devletinin işgal saldırıları karşısındaki tutumu şu ana kadar çok zayıftır” şeklinde konuştu.

HABER MERKEZİ