Bizi takip edin

Köşe yazarları

feminizmden öğrenmek

->

-> 773

geçen hafta, ikinci dalganın farklı kuşaklarından feministlerin bulunduğu bir masadaydık, birinci kuşaktan kadınlara, ilk mitingin düzenlendiği 1987 yılında, birgün, son 8 mart gece yürüyüşü gibi bir şeyin gerçekleşebileceğini umup ummadıklarını sordum. çoğu bunu hayal etmişti. ben de bu hayali ve iddiayı paylaşıyordum ama bütün bunların 30 yıla sığmış olması karşısında şaşırıyorum. başka yerlerde de söyledim, izninizle tekrar edeceğim. türkiye’de, bu çapta dört gelenekselleşmiş gösteri oldu; 2013 yasağı öncesi taksim 1 mayısları, newrozlar, onur yürüyüşleri ve feminist gece yürüyüşleri. (onur yürüyüşleri, birkaç yıldır yasaklanmasına rağmen, her seferinde bir biçimde gerçekleşiyor.)
güvenlik görevlilerinin hangi gruba toleranslı, hangi eyleme karşı daha sert olduğu yönündeki tartışmaların bu noktada çok anlamlı olduğunu düşünmüyorum. feminist gece yürüyüşü’nü düzenleyen yol arkadaşlarımın başarısı, eyleme sağladıkları meşruiyet, kazandıkları güven, esneklikler, çokseslilik gibi birçok farklı özelliğe dayanıyor, bu çapta bir eylemin arkasındaki somut emeği saymıyorum bile. katılanların buldukları sloganlar, bunları maharet ve incelikle yazdıkları dövizler de büyük bir emeğin ürünü.

türkiye’de bir süredir, “solculara kadar feminizm” olarak adlandırabileceğim, feminizmi, akp iktidarına ve onun argümanlarına karşı çıktığı için, karşı çıktığı kadarıyla tanımlama ve benimseme gibi bir olgu ortaya çıktı. oysa feminizm akp karşıtlığından ibaret değil, olamaz. kimseyi üzmek istemem ama bir zamanlar duyduklarınız doğru arkadaşlar, feminizm erkek düşmanlığından ibaret değil tabii ama hiç erkek düşmanlığı yapmayan, erkekleri bir sınıf, bir toplumsal kategori, egemenler olarak karşısına almayan kadın politikası olur ama feminizm olmaz. feminizm, sadece eleştirisiyle değil, siyaset yapma biçimi, dili ve kapsadığı alanlarla bilinen muhalefetin ötesine geçer, dışına taşar, başka alanlarda hareket eder ve evet özellikle erkekleri, zaman zaman da kadınları rahatsız edecek şeyler söyleyebilir. çünkü kadınların hem yaşam pratikleri hem deneyimleri hem talepleri farklılaşabilir.

diğer yandan 8 mart mücadelemizi hatırladığımız bir gün. ama feminist gece yürüyüşü, şehrin normalde gösterilere açılmayan bir alanında, kadınlara yasak sayılan bir zaman diliminde gerçekleşmesiyle, bir arada olmanın yarattığı değişimi, birlikteykenki gücümüzü gösteriyor ve bu sloganlarımızdan çok daha güçlü bir beyan.

ancak şunu da hatırlatmak istiyorum. feminizm, eylem ve güç kadar değişimle ilgilidir. çünkü kadın devrimi, siyasal bir sıçramanın ardından değil, adım adım, günbegün, patriyarkayı parça parça söküp atarak gerçekleşir. feminist, birgün gerçekleşecek bir devrim için güç toplamayı hedeflemez, çağrısı, önerisi ve eylemiyle değişimi anda yaratmaya çalışır.
o yüzden dünyanın farklı yerlerinde gördüğümüz, büyük kadın yürüyüşleri hepimiz için heyecan verici ama feminist eylemliliğin tek biçimi değil. talepler ortaya koymak, bunları gerçekleştirecek bir program oluşturmak ve gücümüzü farklı yöntem ve eylemlerle bunları hayata geçirmek üzere seferber etmek feminizm. siyasal eylemin feminist mücadelenin tek biçimi olmadığını, örneğin kadınları güçlendirecek, onlara yaşam alanları sağlayacak, erkeklerin egemenliğini zayıflatacak kurumlar oluşturmanın, temsilin, kadınlara güç verecek edebiyat, sanat üretmenin ve aklıma gelen, gelmeyen daha bin bir farklı yöntemin de mücadelenin parçası olduğunu söylemeliyim.

bazen mevzilerimizi savunmak (kürtaj yasağı karşıtı eylemlerde olduğu gibi), bazen yeni talepler öne sürmek (medeni kanunla ilgili kampanyada olduğu gibi) zaman zaman da farklı mücadele alanlarının taleplerine kendi bulunduğu yerden ses vermek (kadın barış mücadelelerindeki gibi)… ama hep somut bir talebin ve değişimin peşinden gitmek. ama nihai hedefin cinsiyetin ortadan kalkacağı bir dünya olduğunu akıldan çıkarmamak… bence feminist hat bu!
ama feminist olmayanların da, sadece toplumsal cinsiyetle ilgili konularda değil, mücadele stratejileriyle ilgili de feminizmden öğreneceklerinin olduğu açık değil mi?