Bizi takip edin

Köşe yazarları

İçeriden: Kadın mahpuslara yönelik saldırılar sürüyor- Hüseyin Aykol yazdı…

->

-> 472

Posta Kutusu: 253
Yenişehir – ANKARA

Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde Maoist Komünist Partisi davasından dört kadın, üç yıla yakın bir süredir aynı odada bulunuyorlar. OHAL sonrası, tüm cezaevlerinde zorlaştırılan koşullardan onlar da etkileniyorlar. Üç aydır sohbet haklarını da kullanamıyorlar. Bu konuda, kendilerine herhangi bir resmi bildirimde de bulunulmadı. Gerçi aynı koridorda bulunan IŞİD sanığı bir kadının, söz konusu bölümden götürülmesi taleplerinin karşılanmaması üzerine, koridorda rastladıklarında kendisine devrimci şiddet uygulamışlardı; ancak bunu bir başka devrimci örgütten birine de uygulayabilirsiniz, diye başka siyasetten kişilerle birlikte sohbette çıkarılmamalarını doğru bulmuyorlar. Dahası arkadaşlarından birinin savunmasında “Kürdistan” kelimesi geçtiği için savunması kabul edilmemiş ve gardiyanların saldırısına uğramış.

Tarsus Kadın Kapalı Cezaevi’nde 3 Mart 2018 günü cezaevinde yapılan çıplak aramaları protesto eden 13 kadın mahpus, gardiyanlar tarafından yerlerde sürüklenerek hücrelere ve süngerli odalara konuldu. Burada bulunan mahpus arkadaşları kendilerinden haber alamıyor ve can güvenliklerinden endişeleniyor. Hücrelere konulanlar arasında yüksek tansiyon, kalp ve Hepatit B hastası mahpuslar bulunuyor.

İki çocuk annesi Gönül Papur, hakkında verilen yalan bir ifade ile 15 Kasım 2017 günü haksız yere tutuklandı ve Silivri Cezaevi’ne konuldu. Ardından 23 Ocak 2018 günü Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’ne sürgün edildi. Orada çıktığı revirde yapılan bir iğne ile kolunda hissizlik oluştu. Bunun üzerine hastaneye sevk edildi; ancak sevk günü geldiğinde “personel yok” denilerek hastaneye götürülmedi. Görüş var bilgisini alarak annesini İstanbul’dan ziyarete gelen oğlu ise, “bugün görüş günü değil” denilerek annesini göremeden İstanbul’a geri dönmek zorunda kaldı.

Kırıkkale F Tipi Cezaevi’nde bulunan mahpusların, Efrîn’e yönelik saldırıyı kınamak üzere kimi kurumlara yazdıkları faks metinlerine el konuldu ve Zeynel Karabulut ve Sinan Akbayır’a 11’er gün hücre cezası verildi. Aylardır havalandırmaya takılan kamerayı kapatmak, açlık grevi yapmak gibi nedenlerle sayılamayacak kadar ziyaretten, etkinliklerden men ve hücre cezaları söz konusuymuş.

Şu an Alanya L Tipi Cezaevi’nde olan Mehmet Sait Dikmen, İskenderun Cezaevi’nde iken (25 Şubat 2018 günü) halay çekip, eğlenmişler. Bunun üzerine odadaki 11 kişiye dava açılmış ve koğuştakiler birbirine örgüt propagandası yapmaktan -her biri ayrı ayrı- hapis cezası almışlar. Söz konusu kararı, üst mahkeme onaylamış. Sadece tahliyesine bir gün kala yaşamını yitiren Mehmet Yıldızbakan’ın cezası bozulmuş(!)

Şu an Şakran 2 nolu T Tipi Cezaevi’nde bulunan İbrahim Tekin, 24 yıldır cezaevinde bulunuyor. Biraz cezaevi koşullarından, daha çok da yakalandığında gördüğü işkencelerden dolayı pek çok hastalığı bulunuyor. Özellikle nefes almada zorluk çekiyor. Bu yüzden 1.5 yıldır oksijen tüpüne bağlı olarak yaşıyor. Dahası uyku apnesi var. İkisi birleştiğinde ölüm tehlikesi söz konusu oluyor. Daha önce fıtık ve burun ameliyatı olmuştu; ancak bunların sonuçları yeterince iyi olmamış. Gördüğü işkencelerden kaynaklı olarak yumurtalıklarında sorun var. Birinin iyice şişmesi üzerine Şakran’da iki kez hastaneye gitti. Orada yapılan muayenelerde, ciğerinde kanser lekesi olduğu tespit edildi. Bu yüzden hastaneye sevki var; ancak “asker yok” denilerek, hastaneye götürülmüyor. Daha önceki yıllarda, Diyarbakır’da guatr ameliyatı olacaktı; ancak doktorların (boğazın delik kalırsa, sorumluluk kabul etmediklerine dair) istediği kâğıdı imzalamayınca, ameliyattan vazgeçildi.

M. Sait Dikmen’in cezasının kalanı bir yılın altına düşmüştü. Bu nedenle, denetimli serbestlikle tahliye edilmeyi bekliyordu. Ancak bu arada, kamera kırdığı iddiasıyla kendisine verilen 10 aylık cezası Yargıtay tarafından da onaylanınca, serbest bırakılma ihtimali ortadan kalkmış oldu. Sahi bir de (üst mahkemece bozulmazsa) halay cezası geliyor kendisine… (Kamera kırmaktan, başka ceza alan var mı, diye soruluyor)

Burhaniye T Tipi Cezaevi’nde bulunan Cemil Kurt, 435 gündür tutuklu. Bu arada, açılan davası için mahkemenin kendisini görmedi. İki kez yapılan duruşmasında SEGBİS ile ifade vermek zorunda kaldı. Aynı dosyada yargılandıkları beş kişinin her biri başka bir cezaevinde bulunuyor. Cemil Kurt hakkındaki tek suçlama da bir dernekte bulunmuş olmak. Söz konusu kurum, bir yılda 9 kez basılmış ve talan edilmiş.

Ömer Lütfi Zeren’in 12 Şubat 2018 tarihli Silivri 9 nolu Kapalı Cezaevi’nde yaşanan hak ihlallerine dair 4 sayfalık mektubunun fotokopisi bana ulaştı. Mektubun kimi yerleri sansürlenmiş. 2018 Ocak Ayı Hak Gaspları Raporu başlıklı mektupta, Disiplin Cezaları, Mektup Sansürleme ve El Koyma, Kitap ve Yayın Hakkı, İşkence ve Saldırılar, Sağlık Hakkı, Sohbet Hakkının Engellenmesi, Diğer Hak Gaspları alt başlıklarında cezaevinde yaşanan insan hakları ihlalleri sıralanmış.

Bandırma 2 nolu T Tipi Cezaevi’nde bulunan Fesih Erdemirci, Şakir Akkurt, Muhammet Mahmo, Yılmaz Yürek, Nimetullah Tunç, Sinan Gül, Rahmetullah Kaplan, Cengiz Ayar, Eşref Kaya, Tarkan Acet, Şevdar Zirek, Süleyman Gültekin, Ozan Bektaş, Orhan Kara, Mustafa Tekin, Mehmet Çoku, Mahmut Demirel, Eyüp Sarı, A. Menaf Osman, A.Kerim Varışlı, 8 Mart 2018 günü yeni açılan Akhisar T Tipi Cezaevi’ne sürgün edildiler. Geldikleri yer, benim köyüme birkaç kilometredir. Beni ziyaret etmemek için artık hiçbir bahaneleri kalmadı (!)
Ekrem Gün, Silivri 5 nolu L Tipi Cezaevi’nde olduğunu belirtiyor ve adresini kaybetmiş olan dost, ahbap ve arkadaşlarından mektup bekliyor.

ANONS: İHD’nin mektup gönderdiği ama orada olmadığı için mektupların iade geldiği aşağıdaki kişiler, nerede olduklarını bana bildirsinler lütfen:

1) Serdal Sayak – Bolu F Tipi Cezaevi, 2) M. Sait Yıldırım – Bolu F Tipi Cezaevi, 3) Abdulkadir Aksu – Kırıkkale F Tipi Cezaevi, 4) Bedrettin Hasar – Kayseri Bünyan 2 Nolu T Tipi Cezaevi