Bizi takip edin

Köşe yazarları

Dünyanın maskesi düştü ama Efrîn düşmedi

->

-> 1.305

Türk devleti Efrîn’e girdiği için çok mutlu ve kendisi için büyük bir zafer olarak görüyor. Yalan zafer propagandalarını dünyaya açıklıyor. Herkes biliyor ki bu çok kirli ve eşit koşullarda olmayan bir savaş. Türk devleti kendine bağlı çetelerle birlikte kullandığı o kadar gelişmiş tekniğine rağmen bir aydan fazla bir zaman Efrîn sınırına geçemedi bile. Bu yüzden bir ay sonra NATO’ya neden seyirci kalıyorsunuz, neden Suriye’ye girmiyorsunuz, Efrîn’de neden bize yardımcı olmuyorsunuz çağrısı yaptı. Bu onların yüzde yüz yenilgilerinin göstergesiydi. 58 gün YPG, YPJ ve QSD savaşçıları vahşi bir bombardıman altında eşsiz bir direniş sergiledi. Bu yüzden kimse Efrîn düştü diyemiyor. Efrîn düşmedi. Ancak Efrîn herkesin yüzündeki maskeleri düşürdü.

Birleşmiş Milletler gerçekten ne kadar Birleşmiş Milletler’di açığa çıktı. Kimi devletlerin siyasi çıkarlarına göre nasıl hareket ettiği açığa çıktı. Yine Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi dünyanın güvenliği için ne kadar hareket ediyor bu da ortaya çıktı. Kendilerini Suriye’nin dostları olarak tanımlayan devletlerin de ne kadar Suriye halkının dostu olduğu açığa çıktı. Kısacası herkesin gerçekliği ortaya çıktı. Halkın kentten çekilmesi sivil katliamın önünü almak içindi. Türkiye’nin bombardımanı sivil katliamı gerçekleştirmek içindi. Öyleki bir günde 48 sivil yaşamını yitirdi. Bu Türk devletinin bir bütünen Kürtlere karşı yürüttüğü politikaların bir sonucudur. Bü genel bir sessizlik ortamında yapılıyordu. Bu yüzden QSD ve Efrîn Özerk Yönetiminin aldığı karar yerindeydi. Halkın katliamdan korunması çok önemliydi. Birçok kişi ve kesim bunu Efrîn’nin düşüşü olarak değerlendirdi. Ancak biz öyle olmadığını söylüyoruz.

Devrim her zaman düz bir çizgide ilerlemez. Bazen büyük bir adım atmak için farklı bir şey yapmak gerek. Efrîn uluslararası alanda bütün insanlığın davası olmuş durumda. Savaş baskısı ve saldırı nedeniyle halk evinden çıkmak zorunda kaldı. Ancak bu ülkesini ve toprağını terkettiği anlamına gelmiyor. Efrîn halkı kirli planın farkında olduğu için, diyor ki biz biliyoruz evlerimiz, bağ, bahçemiz yandı ama toprağımız var, kendi toprağımızda bir çadır açar orada otururuz, fakat asla topraksız kalamayız ve toprağımızı terk etmeyiz. Çok çok anlamlı bir tavır. Şimdi çağın en büyük göçünü yaşıyorlar. Bu insanlığın utancıdır.

Herkes Efrîn’e saldıran çetelerin DAİŞ’in artıkları olduğunu biliyor. Kürtleri tehdit ediyorlar, evlerini talan ediyorlar, hırsızlık yapıyorlar, Efrîn’de kalan sivillere her türlü hakareti yapıyorlar. Bunu çok planlı ve bilinçli bir şekilde yapıyorlar. Bunu hem Özgür Suriye Ordusu adıyla yapıyorlar hem de Kürtlere karşı Arap adıyla yapıyorlar. Bu planı Türk devleti Rakka ve Minbic’te de devreye koymak istedi ancak başarılı olamadı. Bu yüzden şimdi Efrîn’de kin ve nefretle Rakka ve Minbic’in intikamını almak istiyorlar. Ancak biliniyor ki bizim savaşımız DAİŞ’e karşı idi Araplara karşı değildi. Efrîn direnişine verilen destek hala sürüyor ve çok kutsaldır. Daha da sürmesi devam etmesi gerekiyor. Bu yılki Newroz Kürtlerin üzerindeki bu kirli konsepti kırma Newroz’u olmalı. Çünkü bu plan sadece Efrîn’e yönelik değil, bütün Kürtlere yöneliktir.

Bu yüzden bu planı Efrîn’de kırmak çok önemli. Herkes “Her yer Efrîn her yer direniş” dedi. Bu planın ne kadar kirli ve büyük olduğunun bilincinde olmadır. Bu yüzden halkın alanlara akması, büyük bir duyarlılıkla soykırıma karşı durmak gerekiyor. Newroz alanları önceleri nasıl direniş alanları idiyse bugün de Efrîn Direnişi şahsında Newroz en doğru anlamı ifade ediyor. Bakurê Kurdistan’da, AKP devleti siyasi, fiziki bir soykırım geliştirdi, yaşamı bir bütünen zindana çevirdi. Ancak Türkiye’deki bu sessizlik ne zaman kadar sürecek?

Bu yüzden diyoruz ki bu yılki Newroz Türt devletinin Kürtler üzerindeki konsepti kırmanın, Efrîn’in düşmediğini, direndiğini ve kazanacağını göstermenin Newroz’u olacak.