Bizi takip edin

Köşe yazarları

Her onurlu Kürt bir Kawa’dır

->

-> 587

Kawa’nın zalim Dehak’a başkaldırmasından bu yana yüz yıllar geçti. Kim bilir bu yıllar nelere tanık oldu, bu yerler neler gördü, nice insanlar düştü bu toprakların bağrına… Toroslar, Zağrozlar, Cudiler, Gabarlar, Amedler, Urlar, Uruklar, Kermanşahlar, Mahabatlar… ne ihanetler gördü, ne kahramanlar tanıdı. Kim bilir bu topraklar nasıl kimlik kazandı? Nemrutlar, Deknanoslar, Nuhlar, Ademler dünkü çocuklar sayılır. Onlar Guttilerin çocukları, kızgın topraklara basarak güneşe yürüdüler. Çocuktular, açtılar, ayakları çıplak, elleri arkadan meşe ağacından yapılmış kelepçelerle bağlanmıştı. Çocuktular ama cesurdular. Daha ayaklarında don yoktu ama kahraman olmuşlardı bile. Adlarını yeni doğan güne, “Newroz”a verdikleri çok olmuştu. Newroz onların adıyla anılırdı. Newroz’un diyer adı “Çélékan Mélo” (bilindiği gibi Kürt halkı içinde Newroz’un diğer bir adı da “Çélékan Melo” ‘çocukları bırakmayın/ yok edin’). Efsaneye göre çağın diktatörü Dehak, yakalandığı amansız hastalıktan kurtulmak için her gün iki çocuk beynini “ilaç” olarak yiyormuş. Bu nedenle çocuk sayısı azalmaya, giderek tükenmeye başlamış. Melo, Kürtçede ‘kalmasın’ anlamında bir sözcüktür. Yani Çélékan Mélo (çocuk bırakmayın anlamına geliyor). Bugün de yeni Dehaklar benzer şeyleri yapıyorlar. Halepçe’de Saddam, Kuzey Suriye’de başkaları Çélékan Melo – Çocukları Bırakmama politikasını yeni yöntemlerle ve kitle kırım silahlarıyla sürdürüyorlar. Ama Newroz yeni “Ferudun”lar doğurdu ve doğmaya da devam ediyor. Yağmurdan, topraktan, ateşten, güneşten doğan yeni “çéléklar-çocuklar”, çağdaş “Ferudun”lar yaratarak çıplak ayaklarla közler üzerinde yürüyorlar. Bu çocuklar toprağın uyanışı, güneşin parlaması, tanrının yoldaşlaşmasıdır. Ortadoğu halklarının yaşamında hep onların adı vardır. Bin bir gece masalları onları anlatır. Gılgamış’ın “Gurzo” olan köpeğinin adını bile günümüze bir kültür mirası olarak taşıyan onlardır. Ur şehrinde uygarlık kuran, Efrin’de Zeytini toplumsallaştıranlar, Fırat’ta kelek yapan o çocuklardır. Ne tufanlar geçirmiş, ne demir kapılardan bükülmeden geçmişlerdir. Onlar, Newroz’a adlarını veren kahramanlardır. Newroz’un adını “Efrin” yapanda onlardır.

Türkiye’yi olağan koşullarda yönetemeyenler “Allah’ın bir lütfu” olarak ilan ettikleri olağanüstü hal koşullarında Kürtleri soykırımdan geçirmek için ellerinden geleni yapıyor. Rojava’yı boğmak için emperyal güçlerin ve bölge devletlerinin desteğiyle Efrin’i işgal ederek Kürtleri imha etmeye yelteniyor. Efrin şehir merkezine adımlarını attıkları ilk anda, yaptıkları öncelikli iş Demirci Kawa heykelini yıkmak oluyor.

Bugün Newroz… Türkiye’de olağanüstü hal de olsa Demirci Kawa’nın çocukları zalimlere karşı direniş ruhuyla Newroz alanlarına sel olup akmalıdır. Bu gün halkımızın bin yıllardır süren direniş geleneğini sürdürmek, düşmana boyun eğmemek, yeni gün, yeni bir başlangıç anlamına gelen Newroz’da silkinip ayağa kalkma günüdür. Bu gün Newroz’un adi “Efrin”dir

Newroz pîroz be!