Bizi takip edin

Köşe yazarları

Kapitalizm, mafya ve Çiftlikbank!

->

-> 509

Amerikalı yazar Mario Puzo’nun yazdığı ‘Baba’ romanı, 1969 yılında ilk kez yayınlanmıştı. Puzo, romanda ABD’ye yerleşmiş olan Don Vito Corleone’nin ‘reis’liğindeki Sicilyalı bir mafya ailesinin hikâyesini anlatmıştı. Romanının önüne geçen film, Baba’yı tüm dünyaya aktarırken, özellikle Türkiye’de çok ses getirmişti. Baba filmi 3 bölüm halinde kurgulanmış ancak sonradan bir bölüm daha eklenerek Baba-4 çekilmişti. Dördüncü bölümde dikkat çeken en önemli yan ise, büyümenin sınırlarına gelmiş olan Corleone ailesinin mafya yöntemleriyle elde ettiği birikimlerini bir holding etrafında toplayarak ‘yasal’ statüye geçmiş olmasıydı. Kapitalizm, ABD’ye ve diğer kapitalist devletlere baktığımızda tüm sermaye tekellerinin mafyavari örgütlenmelerle büyüdüklerini görebilmek mümkün.

Kapitalizm mafyadır!

Kapitalizm mümkün olan her şeyi metalaştırır. Ancak kendi geleceğini tehlikeye sokacak, istikrarsızlık yaratacak ürünler ya da faaliyetler için bazı kısıtlamalar getirirken, uzun vadeli kendi yararı ve sömürünün istikrarı için yasakladığı ve kısıtladığı mallar, hizmetler, birilerince üretilir ve pazarlanır. Tek tek kapitalistler için sistemin genel çıkarıyla uyumlu olmayan çıkarlar söz konusu olabilir ancak onlar bunu hayata geçirmekten kaçınmazlar. Çünkü kâr ve sermaye birikimi, kapitalistler arasında rekabeti, rekabet ise yasal ya da yasadışı her türlü yolu kullanmayı gerektirir. Kapitalist ekonominin doğası gereği en temel motivasyonu sermayesini büyütmek için her yol onun için mübahtır. Kapitalistler açısından yasal ya da yasadışı alan arasında bir ayrım yapmak anlamsızdır. Kapitalistler faaliyetlerini olabildiği kadar yasal, olamadığı noktada ise yasadışı yollarla gerçekleştirmektedirler.

Kontrgerilla mafya yapısıdır!

Mafya dendiğinde akla ilk gelen faaliyetler; uyuşturucu, silah kaçakçılığı gibi işler olsa da, ithali yasaklanan ya da kısıtlanan malların ülkelere sokulmasında da mafya görev alır. Sermayenin küreselleşmesi sürecinde mafyanın faaliyetleri çeşitlenmiştir; nükleer madde kaçakçılığı, teknoloji hırsızlıkları, marka taklitleri, kara para operasyonları, insan kaçakçılığı bunlardan sadece birkaçıdır. Terörle mücadele adı altında sürdürülen kontrgerilla faaliyetlerinde kullanılan paramiliter grupların bir ayağının mafyada, bir ayağının da devlet içinde olduğu hem dünyada hem de Türkiye’de çok iyi bilinmektedir. Türkiye’de Kürt halkına karşı yürütülen savaş sürecinde kontrgerilla içindeki ‘milli-yerli’ mafyatik yapılara devletin örtülü ödeneklerinden trilyonlarca lira aktarıldığı bilinmektedir. Bu yapılar aynı zamanda uyuşturucu trafiğinin köşe başlarını tutmuş yapılardır.

Büyük bir ekonomiye sahip

Mafyanın isim babalığına sahip İtalya’da, mafya ekonomisinin büyüklüğü milli gelirin yüzde yirmisine yakın olmasıyla bilinmektedir. Milano Ticaret Odası’nın araştırmasına göre, mafyanın İtalya’daki yıllık cirosu yaklaşık 133 milyar dolardır. Dünya mafyasının kontrol ettiği toplam sermayenin 8,4 trilyon dolar olduğu ve bunun %70’inin ABD mafyası tarafından kontrol edildiği tahmin ediliyor. Dünyada kara para dolaşımının ve aklanmasının sağlandığı 55 mali cennet var. Örneğin Cayman Adaları dünyanın beşinci büyük bankacılık merkezi. Bu adadaki banka ve şirket sayısı, nüfustan bile fazla. Bu mali cennetlerden yönetilen para hacmi en az 3 trilyon dolardır.

Örgütlü dolandırıcılık

AKP hükümetinin hem siyasi hem de ekonomik olarak çıkardığı tüm yasa ve yönetmeliklerin sermayenin çıkarları için olduğu Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından TOBB toplantısında açıkça dillendirilmiştir. Örgütlü dolandırıcılık bir mafya uygulamasıdır ve Türkiye’de bu bağlamda birçok yaşanmışlık vardır. Banker Kastelli bunun başında gelirken, son dönemin fenomeni ise Jed Fadıl olarak bilinen Fadıl Akgündüz’dür. Jet Fadıl mevcut iktidarın oluşturduğu atmosferde dini söylemler eşliğinde ünlü futbolcuların ve siyasetçilerin katkılarıyla binlerce yuttaşı dolandırmıştır. En son ortaya çıkan ise Çiftlikbank vurgunu ile halkın 511 milyon lirasını iç eden Mehmet Aydın ve arkasındaki açığa çıkmayan güçlerdir.

Tosuncuk kimleri dolandırdı?

Çiftlikbank’ın sahibi olarak bilinen ve adının önüne tosuncuk sıfatı eklenen Mehmet Aydın, binlerce insanı dolandırdı ve yurtdışına kaçtı. İnternet üzerinden yüksek kâr vaadiyle sanal hayvan satıcılığı yapmak amacıyla Çiftlikbank’ı kuran 25 yaşındaki Mehmet Aydın, 80 bin kişiden toplam 511 milyon TL toplayabilmiştir. Çiftlikbank’ın Sakarya ve Konya’daki tesislerinin açılış törenlerinde; Kaymakamlar, AKP ile CHP’li belediye başkanları ve maden yağmasının teorisini üreten Profesör Orhan Kural boy göstermişlerdir. Açılış törenlerinde ilçe müftüleri dualar okumuşlardır. Tüm bu gelişmeleri izlemekle yetinen AKP hükümetinin Bakanlarından biri olan Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, Çiftlikbank gibi yüksek kâr vaat eden başka girişimlerin de olduğunu belirterek, “Vatandaşların uyanık olması lazım” diye uyarılarda bulunmaktan utanmamaktadır, ya da..!

Fakıbaba’dan savcılığa dilekçe!

Bu yaşanan süreçlerle ilgili eleştirilen Tarım Bakanı Fakıbaba, “Çiftlikbank’ın Tarım Bakanlığı ile ne bir ilgisi var, ne bir izni var, ne verdiği bir hibe var. Bu söylentiler tamamen yanlış ve ocak ayında biz ‘Çiftlikbank’ta vatandaşlar kandırılıyor’ diye Bakanlık olarak savcılığa dilekçe vermişiz” açıklaması yapabilmiştir. Sosyal medyada, otobüste, dolmuşta AKP’yi ve politikalarını eleştiren, hak alma mücedelesine giren, haklının ve doğrunun yanında yer tutan akademisyen yurttaşların anında gözaltına alıp mahkeme yoluyla yıllarca ceza verilebilen bir ülkede, Fakıbaba savcılığa dilekçe vermişmiş! Çiftlikbank soygununda hükümetten adliyesine, polisinden jandarmasına kadar her noktada ya işbirliği ya da soyguncuların hükümete yakın olduğu yönünde yaratılan algıyla göz yumdukları aşikârdır. Fakıbaba’nın daha birçok benzer yapının varlığından sadece söz ediyor olması hem yasal olarak hem de yasadığı yollarla halkın kanının emildiğinin bir itirafı gibidir.