Bizi takip edin

Ekoloji

‘Dünya Su Günü’ bir aldatmaca mı?

->

-> 374

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başekonomisti Fatih Birol, yaptığı bir açıklamada, enerji yatırımında ‘suyun’ kritik bir faktör olacağını ve su ile enerji arasındaki ilişkinin gittikçe daha da yakınlaştığını vurgulamıştı. Elektrik üretmek için su, mazot üretmek için su! Doğalgaz ve petrol çıkarmak için su! Kapitalizmin her türden kirli üretimleri için su!

Birleşmiş Milletler (BM) 1972 ve 1977 yıllarında düzenlediği konferanslarda “suyun temel bir insan hakkı olduğunu” vurguluyordu. Bu amaçla 1980’li yıllarda gelişmekte olan ülkelerin su ve kanalizasyon altyapılarına yatırım yapmalarını istedi. Ülkelere altyapı hizmetlerini tamamlamaları için kredi sağlayan Dünya Bankası, sürekli olarak kamu kurumlarını hedef aldı ve bu hizmetlerin ancak özel sektör tarafından etkin ve verimli bir şekilde sunulabileceğinin altını çizdi. Sağladığı kredilerin ön koşulu olarak da, su hizmetlerinin ticarileştirilmesini ve özelleştirilmesini şart koştu. Bu konuda IMF ile ortak çalıştı. Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) kuruluş anlaşmalarından biri olan ‘Hizmet Ticareti Genel Anlaşması’nın (GATS) maddeleri arasında su hizmetleri ve kaynaklarının özelleştirilmesi bulunuyordu. Bu hedef özellikle AB’nin de hedefiydi, çünkü dünya devi üç su şirketinden ikisi Fransızlara, biri ise Almanlara aitti.

BM: Su ticari bir metadır

Bu ülkeler kendi şirketlerinin önünü açarken, suyu ticari değeri yüksek bir metaya dönüştürmek en önemli hedefleriydi. 72 yılında suyun temel bir insan hakkı olduğunu açıklayan BM, 1992 yılında düzenlediği Su ve Çevre Konferansı ile Çevre ve Kalkınma Konferansları’nda “suyun ekonomik olarak alınıp satılabilecek ticari bir mal” olduğunu belirtmeye başladı. Konferanslarda su sorunu küresel ölçekte yalnızca bir işletme sorununa indirgenmişti; artık piyasa koşullarına açılabilecek ve kamu hizmeti anlayışı dışına çıkarılabilecekti. Bu gelişmeler çerçevesinde Birleşmiş Milletler’in aldığı bir kararla 1993 yılından itibaren 22 Mart “Dünya Su Günü” olarak kutlanmaya başlandı! Su politikalarını merkezileştirmek isteyen sermaye, 1996 yılında BM kapsamında ‘Dünya Su Konseyi’ni kurdu ve 1997 yılından itibaren her üç yılda bir Dünya Su Forumu düzenleniyor. Türkiye’de 2009 yılında gerçekleşen ‘9. Dünya Su Forumu’ sonrası Türkiye’de binlerce HES ve yüzlerce şişe su markası ortaya çıktı. Forumların hedefi, sermayenin su kaynaklarını paylaşması, suyun fiyatlandırılması ve iyi bir ‘yönetişim’ ile yönetilmesi, yani suyun ekonomik bir mala dönüştürülmesiydi.

Kirli üretimler için su hapsediliyor

BM’nin ‘Dünya Su Günü’, suya sermayenin sahip çıkmak ve kendi kirli üretimleri için kontrol altına almak amacıyla organize ettiği bir gün olduğu anlaşılırken, kapitalizm bu adımlarla cehenneme giden yolun kaldırım taşlarını döşüyor. Kapitalist- emperyalist sistem suyun ticarileştirilmesini ve piyasada herhangi başka bir mal gibi alınıp satılmasını (“kullanan öder” yaklaşımı) meşrulaştırmıştır. Dünya Su Konseyi Eski Başkanı Loic Fauchon, susuzluğa çare olarak cep telefon faturaları kadar bir bedel suya ödendiğinde su sorunu ortadan kalkar açıklaması, gerçek hedeflerinin suyu metalaştırarak sermayenin birikim alanı haline getirmek olduğunu göstermişti. Artık içme suyu ihtiyacının köylerde bile şişelenmiş su ile karşılandığını acıyla izliyoruz.

Enerji santralleri su kıyısına!

Uluslararası Enerji Ajansı (IEA) Başekonomisti Fatih Birol ise yaptığı bir açıklamada, enerji yatırımında ‘suyun’ kritik bir faktör olacağını ve su ile enerji arasındaki ilişkinin gittikçe daha da yakınlaştığını vurgulayarak, “Su kullanımının yüzde 15’i enerjiden kaynaklanıyor. Santraların soğutulmasından tutun, ‘Biyoyakıtların’ üretilmesine kadar bu oran yüzde 15 daha artacak. Bu şu demek, bundan sonra enerji projeleri yapılırken, suyun o projeye yakınlığı artık çok önemli ekonomik kriterlerden biri olacak. Artık suyun kritik bir faktör olduğunu göreceğiz” sözleri, ‘Dünya Su Günü’nün kutlanmasını sağlayan BM’nin temel hedefini ortaya koymaya yetiyor. Elektrik üretmek için su, mazot üretmek için su, doğalgaz ve petrol çıkarmak için su, kapitalizmin her türden kirli üretimleri için su ve şişeleyerek satmak. Evet, kapitalist oyunun tümü su üzerinden kuruluyor. Suyu ticarileştirme adımlarının en önemli nedeni kapitalist üretimler için suyu kontrol altına alıp doğadan çalınmasıdır. Ancak bu durum nereye kadar sürdürülebilir? Bunun yanıtını kapitalizmin vermeye niyeti olmadığı gibi her hangi bir çabası da olamaz. Doğal yaşamdan suyu çıkardığında geriye hiçbir şey kalmaz.

EKOLOJİ SERVİSİ