Bizi takip edin

Köşe yazarları

Totalitarizm ya da tek tip insan ve toplum yaratmak

->

-> 487

TDK sözlüğünde “Devletin topyekûn egemenliğini hedefleyen siyasi ideoloji” olarak tanımlanan totalitarizm, ilk kez 1920’lerin başlarında Mussolini faşizmini eleştiren siyasal bilimciler tarafından kullanıldı. Mussolini, “Faşist için her şey devlet içindedir ve devlet dışında beşeri, ruhi, hiçbir şey var olamaz. Bu anlamda, faşizm totaliterdir. Bütün değerlerin sentezi ve birliği olan faşist devlet de ulusun bütün yaşamını açıklar, geliştirir, güçlendirir” demişti.

Mussolini, Hitler, Franco, Salazar ve Peron’un faşist devlet biçimleri ile Stalin’in otoriter yönetimi için kullanılan totalitarizm, 20.Yüzyılın ikinci yarısından itibaren Güney Amerika’dan Afrika’ya, Güney ve Doğu Asya’dan Orta Doğu’ya kadar sömürge ve yarı sömürge ülkelerde yaygınlık kazanarak komünizme karşı mücadelede kullanıldı. 21.Yüzyılın başından itibaren de etnik, kültürel ve inançsal farklılıklar körüklenerek yaratılan İslami terör örgütlerine karşı sözde mücadele için totaliter iktidarlar kuruldu. Siyasal İslam’ın yönetim biçimleri için tanımlanan totalitarizm, bütün devlet gücünün ilahi kaynaklı olmasını ve bu gücün sadece Tanrı’nın yeryüzündeki vekilleri tarafından kullanılabileceğini öngören teokrasiden farklı biçimlere büründü.

Totalitarizm, bütün yetkilerin tek elde veya küçük bir yönetici grubunun elinde toplandığı, demokratik hak ve özgürlüklerin baskı altında tutulduğu bir devlet biçimidir. Totalitarizm’de devlet ve toplum hayatının bütün alanlarını ve gelecek için iktidar potansiyeli oluşturan muhalefet unsurlarını denetleyen bir parti ve onun iktidarı vardır. Totaliter iktidar, genellikle öncesinde var olan ve yerleşmiş demokratik gelenekleri olmayan bir rejimde ortaya çıkar ve rejimin zaaflarından yararlanarak iktidara gelir. Ardından devletin güç ve imkanlarını kullanarak toplumsal dönüşüm başlatarak, hukukun üstünlüğü yerine baskıcı devleti, çoğulculuk yerine çoğunlukçuluğu, parlamento iradesi yerine lider sultası yaratarak olağanüstü rejim standartları uygular.

Anayasa, yasa ve seçim yasası değişiklikleriyle muhalefetin iktidar olmasını engelleyerek, tek parti diktatörlüğüne doğru yönelim gösterir. Parlamenter sistemi ortadan kaldırarak tek kişi ve tek parti iktidarını kalıcı hale getirecek olan başkanlık veya yarı başkanlık sistemine geçişi sağlamak için her türlü imkanı kullanır. Totaliter partide lider sürekli olarak yüceltilir ve her konuda onun dediği olur. Totaliter lider, bir yandan kendi konumuna süreklilik kazandırırken, bir yandan da siyasal ve toplumsal alanı istediği gibi yönlendirir. Özellikle de kitleleri etkilemenin başlıca ideolojik araçlarından olan medya üzerinde tekel kurar veya büyük bir bölümünü kontrolü altına alır. İktidarını kalıcı kılma ve egemenlerin çıkarlarını koruma amacıyla ekonomiyi tek merkezden yönetir. Sivil ve askeri bürokratik eliti sıkı bir denetim altında tutar. Güçlü bir ordu ile güçlü bir ülke yaratma anlayışını egemen hale getirerek, ordunun devlet ve toplum hayatında özel bir konuma ulaşmasını sağlar.

Totaliter iktidar siyasal ve toplumsal meşruluğunu kitleler üzerinde yarattığı korkudan ve kaostan alır. Kendisiyle işbirliği yapmayan muhalefete kaos getirici gözüyle bakılmasını sağlayarak, toplumu iktidar ile kaos arasında tercih yapmaya zorlar. Egemen ulus, devlet, din, kültür ve tarihsel geleneklerden alan tekçi kodları topluma dayatarak diğer toplum kesimlerini ötekileştirir. Mevcut siyasal konjonktüre göre içte ve dışta “biz ve onlar” çatışması ile hayali düşmanlar yaratır. Düşman varsa halkın da düşmandan korunma isteği olacağının ve “düşmanla” çatışma ne kadar uzun sürerse totaliter iktidara ihtiyacın da o kadar uzun süreceğinin bilincinde olarak, iktidarını sürekli hale getirmeye çalışır. Kendisine karşı olanın topluma da karşı olduğu konusunda toplumu inandırarak kitleleri peşinden sürükleyen ve muhalefet unsurlarını yok etmeyi meşru hale getiren totaliter iktidarın asıl hedefi, tek tip insan ve tek tip toplum yaratmaktır.